Panik Atak Bir Semptomdur; Panik Bozukluk İse Bir Tanı
Panik atakla psikoterapide nasıl çalışıyorum: bedeni sakinleştirmekten semptomun işlevini anlamaya, kanıta dayalı ve dinamik bir çerçeve.
Panik atak yaşayan bir kişi çoğu zaman terapiye oldukça kesin bir taleple gelir: “Bunun bir daha olmasını istemiyorum.” Bu anlaşılır bir taleptir; çünkü panik yalnızca zihinsel bir kaygı gibi yaşanmaz. Kalp hızlanır, nefes değişir, beden yabancılaşabilir, çevre gerçek dışı hissedilebilir; kişi bayılacağını, kontrolünü kaybedeceğini veya öleceğini düşünebilir.
Burada ilk ayrım önemlidir: panik atak kendi başına bir ruhsal bozukluk değildir. Panik atak sosyal kaygı, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif kompulsif belirtiler, depresif tablolar ve başka psikiyatrik durumların içinde görülebilir; bazı maddeler, ilaçlar ve tıbbi durumlarla da ilişkili olabilir.
Panik bozukluk ise daha özgül bir klinik yapıdır. Tekrarlayan beklenmedik atakların yanında kişinin yeni bir atak geçireceği konusunda belirgin endişe yaşaması veya hayatını ataktan kaçınacak biçimde değiştirmesi beklenir.
Semptom ile hastalığı birbirine karıştırmamak
Uykusuzluk depresyonda olabilir ama her uykusuzluk depresyon değildir. Çarpıntı kaygıda görülebilir ama her çarpıntı psikolojik değildir. Panik atak da böyledir. Bu nedenle özellikle ilk kez ortaya çıkan, alışılmış örüntünün dışında gelişen veya tıbbi açıdan değerlendirilmemiş yoğun fiziksel belirtilerde “bu kesin panik” diyerek ilerlemeyi doğru bulmam.
Psikoterapi tıbbi değerlendirmeye alternatif değildir. Ama tıbbi bir neden bulunmaması da “hiçbir şeyin yok” anlamına gelmez. Panik atağın kendisi gerçek bir bedensel olaydır. Sorun kişinin belirtileri hayal etmesi değil; tehdit sisteminin çok güçlü etkinleşmesi ve kişinin bu bedensel değişimleri nasıl anlamlandırdığıdır.
Panik döngüsü: beden artık yalnızca beden değildir
Panik bozukluğuna ilişkin bilişsel-davranışçı araştırmaların güçlü biçimde gösterdiği süreçlerden biri, bedensel duyumların tehdit olarak yorumlanmasıdır. Kalp hızlanır, kişi bunu fark eder, “kalbimde bir şey oluyor” düşüncesi ortaya çıkar, tehdit algısı yükselir ve fizyolojik uyarılma daha da artar. İlk bedensel duyum kendi korkusunu üretmeye başlar.
Bu nedenle panik bozuklukta beden duyumlarına yönelik korkuyla doğrudan çalışmak önemlidir. İnteroseptif maruziyet, korkulan bazı bedensel duyumların güvenli ve kontrollü biçimde deneyimlenmesine dayanır ve beden duyumlarının otomatik olarak felaket anlamına gelmediğinin yeniden öğrenilmesine yardımcı olabilir.
Panik bozuklukta bilişsel davranışçı terapi için geniş bir kanıt tabanı vardır. Dinamik çalışmak bu kanıtı veya semptom fizyolojisini görmezden gelmek anlamına gelmemelidir.
Semptom neden şimdi ortaya çıktı?
Semptom düzeyindeki çalışmayı gerekli bulsam da orada bitirmiyorum. Bazı insanlarda asıl klinik soru şudur: Bu alarm neden tam da bu yaşam döneminde ortaya çıktı?
Psikodinamik düşünce semptomu yalnızca bozulmuş sistemin çıktısı olarak değil, kişinin ruhsal örgütlenmesi içindeki işleviyle de ele alır. Barbara Milrod ve Fredric Busch’un Panic-Focused Psychodynamic Psychotherapy yaklaşımı panik atakların ortaya çıktığı dönemdeki ayrılık, kayıp, bağımlılık-özerklik çatışmaları, öfke ve kişilerarası ilişkiler üzerinde özellikle durur.
Psikodinamik panik tedavisinin randomize çalışmalarında yarar gösterilmiştir. Bununla birlikte güncel ağ meta-analizlerinde CBT’nin kanıt tabanı daha geniş ve daha sağlamdır. Bu ayrımı korumak bilimsel olarak önemlidir.
Lacan burada ne ekliyor?
Lacan modern anlamıyla bir panik bozukluk tedavi protokolü geliştirmedi. Bu nedenle panik atağın ampirik açıklamasını Lacan’dan çıkarmaya çalışmak doğru olmaz. Ancak 1962-63 tarihli Seminar X: Anxiety’de kaygıya ilişkin geliştirdiği yaklaşım, semptomu dinlemek açısından verimlidir.
Lacan’ın “kaygı nesnesiz değildir” formülü, panik yaşayan kişinin gizli bir nesnesini bulmamız gerektiği anlamına gelmez. Objet a gündelik anlamda somut bir nesne değil; öznenin arzusu, eksikliği ve Öteki’nin arzusu karşısındaki konumuyla ilişkili teorik bir kavramdır.
Klinik olarak benim için daha önemli olan, kaygıyı anlamsız bir gürültü olarak kabul edip hemen susturmadan önce kişinin hayatında hangi noktada ortaya çıktığını dinlemektir.
Semptoma hazır anlam vermemek
“Panik aslında bastırılmış öfkendir”, “nefesin daralıyor çünkü ilişkide boğuluyorsun” gibi hızlı sembolik tercümeler dinamik terapi değildir. Lacancı çalışma bir sembol sözlüğü de değildir.
Semptomun çevresinde konuşulmamış, anlamlandırılmamış veya çelişkili ruhsal alanlar bulunabilir. Terapi, semptomun yerine hazır bir anlam koymak yerine kişinin kendi çağrışımları üzerinden bu alanları araştırır.
Bazen panik ayrılık veya kayıpla ilişkili çıkar; bazen kontrol ihtiyacıyla; bazen kişinin sürekli başkalarının taleplerine göre yaşamasıyla. Bazen de belirgin bir dinamik bağlantı bulunmaz ve atakların sürmesinde asıl belirleyici beden duyumlarından korkma ve kaçınma döngüsüdür.
Panik belirtileriyle nasıl çalışıyorum?
Önce atağın klinik haritasını çıkarmayı önemli buluyorum: ne zaman başladı, beklenmedik mi geliyor, hangi bedensel duyumlar baskın, kişi ne olacağından korkuyor, nelerden kaçınmaya başladı, hayatı ne kadar daraldı, başka belirtiler var mı ve tıbbi değerlendirme gerekiyor mu?
Semptomun fizyolojisini anlamak ve panik döngüsünü tanımak önemlidir. Beden korku nesnesi haline geldiyse bu alanla doğrudan çalışmak gerekir.
Aynı zamanda ikinci bir hattı açık tutarım: semptom kişinin hayatına hangi bağlamda girdi? Yakınlık, ayrılık, kayıp, bağımsızlaşma, karar verme, ailede hastalık veya başka bir çatışma bu dönemde belirginleşmiş olabilir mi? Bunların hiçbirini peşinen neden ilan etmem; ancak semptomu kişinin yaşam öyküsünden koparmam.
Semptomu azaltmak ve anlamak birbirinin alternatifi değildir
Şiddetli panik insanın hayatını ciddi biçimde daraltabilir. Böyle bir kişiye yalnızca semptomun anlamını düşünmesini önermek iyi klinik bakım değildir. Ben semptomla çalışmayı iki işi birbirine düşmanlaştırmadan düşünürüm: kişinin acısını azaltmak ve semptomun neden onun hayatında bu biçimi aldığını anlamak.
Atakların kendisi birkaç dakika sürebilir; panik beklentisi aylarca sürebilir. Bu nedenle terapinin hedefi yalnızca bir daha hiç panik hissetmemek değil, beden duyumlarından daha az korkabilmek, kaçınmaları azaltmak ve hayatı atağın çıkıp çıkmamasına göre düzenlemekten vazgeçebilmektir.
Destek arayanlar için
Panik atağınız olması otomatik olarak panik bozukluğunuz olduğu anlamına gelmez. Tekrarlayan ataklar varsa, yeni atak korkusu hayatınızı yönetmeye başladıysa veya kaçınmalarınız artıyorsa profesyonel değerlendirme önemlidir. İlk kez ortaya çıkan veya tıbbi neden ihtimali taşıyan belirtilerde fiziksel değerlendirme de ihmal edilmemelidir.
Ben panik ve benzeri semptomlarla çalışırken iki alanı birlikte tutmayı önemsiyorum: semptomun verdiği gerçek acıyı azaltmak ve kişiyi yalnızca semptomundan ibaret görmemek.
Kaynaklar
NIMH ve DSM-5-TR panik atak/panik bozukluk ölçütleri; NICE panik bozukluk kılavuzu; panik bozukluk psikoterapileri üzerine ağ meta-analizleri; Barbara Milrod ve Fredric Busch’un Panic-Focused Psychodynamic Psychotherapy çalışmaları; Jacques Lacan, Seminar X: Anxiety.
Özet
Panik atak bir semptomdur; panik bozukluk daha özgül bir tanıdır. Çalışmada hem beden-korku döngüsünü ve kaçınmayı azaltmayı hem de semptomun kişinin yaşam bağlamındaki yerini araştırmayı birlikte önemsiyorum.
Bu yazı klinik değerlendirmenin yerine geçmez. Yoğun zorlanma sürdüğünde ilk görüşme için iletişime geçmek önerilir; akut kriz durumlarında 112 ya da yakın bir sağlık kuruluşuna başvurmak uygundur.
