Akademik Baskı Altında Ergen
Notlar bir gencin değerinin ölçüsü hâline geldiğinde akademik baskı ağırlaşır. Ebeveyn kaygısı, bedenin işaretleri ve sınavın dışında kalan hayat üzerine.
Akademik baskı, bir gencin not, net ve sıralamalar üzerinden sürekli değerlendirildiğini hissetmesi ve bu değerlendirmenin zamanla kendini nasıl gördüğüne sızmasıdır. LGS ya da YKS yılında bu yük evin havasını da belirler: deneme sonuçlarının açıklandığı akşamlar sessiz geçer, sofrada konu dönüp dolaşıp derslere gelir, gece yarısı oda kapısının altından hâlâ ışık sızar. Okul, etüt ve hafta sonu denemeleri arasında gencin kendine ait saatleri giderek azalır.
Ebeveynlerin 'Çocuğum ders yüzünden çok gergin' diye anlattığı tablo, çoğunlukla yalnızca sınav kaygısı olarak görülür. Oysa gencin taşıdığı yük bazen sınavın kendisinden ağırdır, çünkü içten içe 'Bu sonuç ben miyim?' diye sorar. Dışarıdan başarılı görünen bir genç de içeride aynı soruyla uğraşıyor olabilir. Anne ve babalar da bu dönemin bir parçasıdır. Gelecekle ilgili anlaşılır kaygıları, en iyi niyetle sorulmuş sorular aracılığıyla eve yayılır. Bu yükle baş etmenin yolu daha fazla çalışma saatinden çok, değerin nota bağlandığı yeri fark etmekten, bedenin işaretlerini duymaktan ve sınavın dışında kalan hayatı korumaktan geçer.
Değer nota bağlandığında ne olur?
Notlar bir ölçüm olmaktan çıkıp kim olduğunun kanıtı hâline geldiğinde, her sınav bir yargılama gibi yaşanmaya başlar. İç ses de buna göre değişir: 'Netlerim düşerse hiçbir şeyim', 'Ancak iyi bir sonuç alırsam rahatlayabilirim.' Görüşmelerde sık duyulan bir cümle bu yükü iyi anlatır: 'İyi bir sonuç alınca bile sevinemiyorum, çünkü bir sonraki deneme geliyor.' Başarısızlık ise anlaşılmamış bir konu olarak değil, kişinin kendisine dair bir hüküm olarak yaşanır. Hep iyi not alan bir öğrenci için ilk düşük not bu yüzden kendine dair bütün resmi sarsabilir. Kimi genç yeni bir şey denemekten de kaçınır, çünkü iyi olamayacağı bir alana girmek değerini riske atmak gibi gelir. Arkadaşlıklar da bu denklemden payını alır: netlerin karşılaştırıldığı bir sınıfta arkadaş, bir süre sonra rakip gibi görünmeye başlayabilir.
Bu daralmanın karşısında durabilecek şey, gencin hayatında başarıyla ölçülmeyen alanlardır. Sınav yılında ilk bırakılanlar çoğunlukla gitar dersi, basketbol antrenmanı ya da arkadaşlarla geçen cumartesi öğleden sonralarıdır; 'Sınavdan sonra devam edersin' denir. Oysa bu alanlar, gencin yalnızca bir öğrenci olmadığını, aynı zamanda komik, meraklı, becerikli biri olduğunu hatırladığı nadir yerlerdir. Önemli olan, hobiyi çalışmanın ödülü ya da verimi artıracak bir araç olarak değil, hayatın kendi başına değerli bir parçası olarak görmektir. Ebeveynin ilgisi de mesaj taşır: maçın nasıl geçtiğini ya da gitarda çaldığı yeni parçayı sormak, netleri sormak kadar yer kapladığında genç bunu fark eder. Dinlenmek de bu alanlardan biridir ve hak edilmeyi beklemeyen bir ihtiyaçtır.
Ebeveyn kaygısı gence nasıl geçer?
Baskı her zaman evden gelmez. Hiçbir şey söylenmese de bazı gençler 'Onları hayal kırıklığına uğratmamalıyım' düşüncesiyle kendilerini zorlar. Yine de ebeveyn kaygısı, büyük konuşmalardan çok küçük ve tekrar eden anlar üzerinden gence geçer. Kapıdan girer girmez sorulan 'Kaç net yaptın?' sorusu, sonuç kâğıdına bakarken bir anlığına değişen yüz ifadesi, kuzenlerle yapılan karşılaştırmalar, veli grubundaki mesajların akşam yemeğine taşınması bunlardan bazılarıdır.
Her gün tekrarlanan 'Bu yıl çok önemli' cümlesi bir hatırlatma olmaktan çıkıp sürekli çalan bir alarma benzeyebilir. Sevgiyle söylenen 'Senin için her şeyi yapıyoruz' cümlesi ise ödenmesi gereken bir borç gibi duyulabilir. Evin bütün düzeninin sınava göre kurulması da benzer bir yük taşır: misafir davetlerinin ertelenmesi, televizyonun kapatılması, küçük kardeşin susturulması iyi niyetlidir, ama gence 'Her şey benim sonucuma bağlı' duygusunu yükleyebilir. Ebeveynin kendi yarım kalmış hedefleri de farkında olmadan bu sınava eklenebilir. 'Ben okuyamadım, bari o okusun' cümlesi, söyleyenin hiç kastetmediği biçimde gencin omzuna ikinci bir sınav bindirir.
Bu kaygının kaynağı anlaşılırdır: gelecekle ilgili belirsizlik, ekonomik koşullar ve 'Elimden gelen her şeyi yapmalıyım' duygusu ebeveyni de yorar. Kaygıyı fark etmek, ona gençten ayrı bir yer açmayı mümkün kılar. Bir soruyu sormadan önce 'Bu soru onun işine mi yarayacak, yoksa benim rahatlamama mı?' diye durmak küçük ama etkili bir alışkanlıktır. 'Kaç net?' yerine 'Bugün seni en çok ne yordu?' demek, aynı merakı onu bir sayıya indirgemeden taşır. Ebeveynin kaygısı uzun süredir yoğunsa, gencin sürecinden ayrı yürüyen bir destek almak hem ona hem eve nefes aldırabilir.
Sınav döneminde beden ne anlatır?
Gergin bir genç bunu her zaman sözle anlatmaz; yük önce bedende görünür. Uyku ilk etkilenen alanlardandır: geç saatlere kadar uykuya dalamamak, sabaha karşı uyanıp aklından soruları geçirmek ya da hafta sonları neredeyse bütün gün uyumak. Ergenlikte uyku saatinin doğal olarak geç kaydığını da hesaba katmak gerekir. Belirleyici olan, değişimin ne kadar sürdüğü ve gencin gündüz nasıl olduğudur. İştah da değişebilir: kimi genç sınav haftalarında öğün atlar, kimi gece masa başında durmadan atıştırır. Deneme sabahları gelen baş ya da karın ağrısı, tırnak yeme, çene sıkma, çabuk dolan gözler ve her zamankinden kolay parlayan bir öfke de aynı yükün farklı dilleridir. Bazı gençler bunları anlatmaktan çekinir; 'Sınavdan önce midem bulanıyor' demek onlara zayıflık gibi gelebilir. Okulda sık sık revire gitmek ya da sınav sabahları servisi kaçırmak da bu tablonun okuldaki görünümü olabilir.
Bu işaretlere iki uç tepki vermek kolaydır: 'Abartıyorsun, herkes sınava giriyor' demek ya da her baş ağrısında alarma geçmek. İlki gencin kendini yalnız hissetmesine, ikincisi kaygının büyümesine yol açabilir. Arada bir yol vardır: gözleneni sakin bir dille adlandırmak ('Son günlerde geceleri pek uyuyamıyorsun gibi geldi') ve beden için basit bir ritim kurmak. Düzenli öğünler, gün içinde biraz hareket, yatmadan önce ekrandan ve test kitaplarından uzak bir yarım saat bu ritmin parçası olabilir. Belirtilerin sınav haftası geçtikten sonra da sürüp sürmediğine bakmak, yükün yalnızca sınava bağlı olup olmadığını anlamayı kolaylaştırır. Ağrılar sıklaşıyorsa bedensel bir nedeni dışlamak için hekime başvurmak da bu sürecin olağan bir parçasıdır.
Pratik notlar
- Deneme sonucunu ilk soran kişi olmamak, gencin anlatmaya hazır olduğu anı beklemek denenebilir; sorgulanmadığını hisseden genç daha kolay paylaşabilir.
- Kâğıttaki sonuçtan önce gencin yüzüne bakmak ve ilk cümleyi onun hâline ayırmak, 'Benim için notundan önemlisin' mesajını sözsüz iletir.
- Kuzenlerle, arkadaşlarla ya da kendi öğrencilik yıllarınızla karşılaştırma yapmayı fark edip bırakmak, gencin taşıdığı yükü hafifletebilir.
- Haftalık programda sınavla ilgisi olmayan en az bir alanı (antrenman, müzik, arkadaş buluşması) korumak, kendini yalnızca netlerinden ibaret görmemesine yer açar.
- Kötü geçen bir günün ardından plan önermeden önce bir süre yalnızca dinlemek yardımcı olabilir; çalışma programı ertesi günü bekleyebilir.
Sınav stresi diye geçiştirilmemesi gerekenler
Sınav dönemlerinde belli bir gerginlik, kötü geçen bir denemenin ardından gelen gözyaşı ya da 'Hiçbir şey yetişmeyecek' paniği beklenebilir. Dikkat isteyen, bu tablonun haftalarca sürmesi, uyku ve iştahtaki değişimin kalıcılaşması, gencin arkadaşlarından ve eskiden sevdiği şeylerden çekilmesi, sınav dışındaki konularda da umutsuz konuşmasıdır. 'Ne yapsam boş', 'Kazanamazsam yaşamamın bir anlamı yok' gibi cümleler bazen şaka gibi, yarım ağızla söylenir; yine de ciddiye alınmayı hak eder. Böyle bir cümleyi duyduğunuzda konuyu değiştirmek ya da 'Saçmalama' demek yerine, sakin bir sesle ne demek istediğini sormak, gencin bu düşünceleri saklamak zorunda kalmamasına yardımcı olur. Cevabı dinlerken telaşınızı sesinize yansıtmamaya çalışmak da anlatmayı sürdürmesini kolaylaştırır.
Kendine zarar vermeye dair sözler ya da davranışlar görüldüğünde gencin konuyu kendisinin açmasını ya da yardıma istekli olmasını beklemek uygun değildir. Bu noktada sorumluluğu yetişkin üstlenir. Akut bir tehlike sezdiğinizde ilk adım 112 ya da en yakın sağlık kuruluşudur. Sınavın yaklaşması bu adımları ertelemek için bir gerekçe değildir; gencin güvenliği her sonuçtan önce gelir. Sonuçların açıklandığı günler bu açıdan daha hassas olabilir. O akşam gencin yalnız kalmaması, sonucun evde nasıl konuşulacağının da önceden birlikte düşünülmesi iyi gelir. Daha sakin tablolarda ergen terapisinin amacı notları yükseltmek değil, gencin değerini sonuçlardan ayırabileceği, kaygısını yargılanmadan konuşabileceği bir alan açmaktır. Aile görüşmelerinde de gencin seansta anlattıkları konuşulmaz; konu, evdeki sınav temposu ve ebeveynin bu dönemde nasıl yanında durabileceğidir.
Özet
Akademik baskı, notlar gencin değerinin ölçüsü hâline geldiğinde ağırlaşır; ebeveyn kaygısı da çoğu zaman sevgiyle sorulan sorularla bu yüke eklenir. Gencin bedenine kulak vermek, sınav dışındaki hayatına yer bırakmak ve kendi kaygınızı ondan ayırmak, sınav yılını herkes için daha yaşanabilir kılabilir. Bu dönem evdeki herkesi yoruyorsa Klinik Psikolog Nesibe Dinç ile Antalya'da yüz yüze ya da online bir ilk görüşme planlayabilir, gencinizin yükünü ve ailenin temposunu birlikte ele alabilirsiniz.
Bu yazı klinik değerlendirmenin yerine geçmez. Yoğun zorlanma sürdüğünde ilk görüşme için iletişime geçmek önerilir; akut kriz durumlarında 112 ya da yakın bir sağlık kuruluşuna başvurmak uygundur.
Sıkça Sorulan Sorular
- Ergende sınav kaygısı nasıl anlaşılır?
- Sınav kaygısı çoğu zaman sözden önce bedende ve davranışta görünür. Uykuya dalamamak, deneme sabahları baş ya da karın ağrısı, iştah değişimi, çabuk parlama ve sevdiği şeylerden uzaklaşma sık görülen işaretlerdir. Sınav öncesinde bir miktar gerginlik beklenir; bu işaretler haftalarca sürüyor ve gündelik hayatı daraltıyorsa destek düşünmek anlamlı olabilir.
- LGS ya da YKS döneminde ebeveyn olarak nasıl destek olabilirim?
- En değerli destek, sonuçlardan çok gencin kendisiyle ilgilenmektir. Netleri ilk soran kişi olmamak, karşılaştırmalardan uzak durmak, sınav dışındaki bir alanı korumak ve kötü geçen bir günün ardından önce dinlemek yardımcı olabilir. Kendi kaygınızı da gençten ayrı bir yerde, örneğin eşinizle ya da bir yakınınızla konuşmak, onun eve yayılmasını azaltır.
- Çocuğum ders yüzünden çok gergin, ne zaman destek almalıyız?
- Gerginlik haftalarca sürüyor, uyku, iştah ya da arkadaşlıkları belirgin biçimde etkiliyor veya genç sınav dışındaki konularda da umutsuz konuşuyorsa destek düşünmek için uygun bir zamandır. Kendine zarar vermeye dair sözler varsa beklemeden bir yetişkinin sorumluluk alması gerekir. Daha hafif tablolarda bir ilk görüşme, yükün nereden geldiğini birlikte anlamak için sakin bir başlangıç olabilir.